Bilgisayar bölümü
Abi sen bilgisayar okuyosun ya, hackerlık öğretiyorlar mı
+ tabi tabi hatta yan sınıftaki arkeoloji ögrencilerine de tarihi eser kaçakçılığı dersi veriyolar
)
Öğretmen fıkrası
Temelin üç tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen biri doktor biri de santral görevlisidir. Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu duyan arkadasi sorar “Niye ögretmen de digerleri degil?” diye.Temel de döner:”Ula derbilmez misin doktorlar “Bugün git yarin gel” der.Santral görevlisi de”Su an mesgul daha sonra tekrar deneyin” der. Ama ögretmen ne der? Haydi bir daha tekrarlayalim.”:))
Temel’ mi eşek mi?
Temel birgün eşeğiyle köyüne dönüyormuş. Karnınında aç olduğu bir zamanda bir elma bahçesi görmüş. Dayanamayıp eşeğinide alarak bahçeye girmiş. Eşeğinin üstüne çıkarak başlamış elmaları yemeye. Tam ayrılacağı sırada bahçe sahibi Temel’ i ve eşeğini görmüş ve yakalamış. Önce bir güzel eşeği, ardından da Temel’ i döver. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar:
- Tamam tövdün tövdün ama sana pirşey sormak isteyrum!
- Sor bakalım.
- Neden önce beni değul de eşeği dövdin?
- Seni önce dövseydim eşek kaçardı da onun için.
Temel ile Japon
Bi Japon karadenizde bi kahvehaneye girmiş demiş “lan içinizde erkek olan varsa benimle çıksın dövüşsün!” Temel gönüllü olmuş. Japon bi güzel pataklamış Temel’i. Gelmişler, Temel ağız burun dağınık, Japon kasıla kasıla demiş: “Ona takamasi’nin katamotosuyla vurdum”(bi çeşit vurma tekniği) demiş. Ertesi gün gene gelmiş Japon meydan okumuş, Temel gene gönüllü olmuş, Japon gene benzetmiş Temel’i. Kahveye kasıla kasıla gelmiş demiş: “Ona Takorama’nın Karamaki’siyle vurdum” demiş. Ertesi gün gene meydan okumuş, Temel gene gönüllü olmuş. Gelmişler kahveye, bu sefer Japon’un ağzı yüzü dağınık. Temel de demiş: “Ona toyota’nın krikosuyla vurdum!”
Yavaşla
Temel birgün arabayla gidiyormuş. Tabelada yavaşla 180 km yazısını görmüş. Gitmiş gitmiş diğer tabelada yavaşla 90 km yazıyormuş. Biraz daha gitmiş diğer tabelada yavaşla 20 km yazıyormuş. Biraz daha ilerlediğinde ise karşısına çıkan tabelada “Yavaşla’ ya hoşgeldiniz” yazıyormuş
Gönderen : Alper
Muhasebeci
Muhasebeciye sormuşlar:
“Bir daha dünyaya gelirsen hangi işi yapmak istersin?”
“İmamlık” demiş.
Nedenini sormuşlar :
“Mevzuat hep aynı, hiç değişmiyor.” demiş.
Şeftali
Bir şef varmış. Bu şefin adı Tali imiş. Bu şefe Şef Tali diyorlarmış. Şef Tali beyin karısıda peltek konuşurmuş ve “r” leri “y” diye söylermiş. Birgün Şef Tali beyi aramışlar ve karısı telefonu açmış:
- Efendim demiş. Karşıdaki
- Ben şeftali beyle görüşmek istemiştim der. Karısı ise şeftali evde yok ben kayısı der.
Gönderen : Asu
Halil ile Hamdi
Halil ve Hamdi isimlerinde iki genç profesör varmış.
Birgün araçtırma yapmak için dağa çıkmışlar.
Çadırlarına kurup uyumak için çadıra girmişler.
Bir süre sonra Hamdi sakin bir sesle seslenmiş :
- Halil gökyüzüne bak ve bana ne gördüğünü söyle.
- Yıldızlar çok net gözüküyor. Demek oluyor ki bulut yok
ve yarın hava güzel olacak. Bu bizim için iyi ve ayrıca yıldızlar
çok büyük ve parlak buda demek oluyor ki bu dağ en az 100 m.
Hamdi sinirli bir şekilde yanıt verir:
- Ulan Halil bırak şimdi bilimsel açıklama yapmayı.
Görmüyormusunun üzerimizden çadırı çalmışlar
Kraliçe Elizabeth
Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyulmaktaymis. Merak edip sormus. Hemserum haçan habu top atislari neyin nesidur? diye. Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis. Aradan yarim saat geçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine sormus bir baskasina Bu top atislari neyin nesidur hemşerum? diye. Ayni cevabi alinca söylenmis: Ula, yarim saattir bir kariyi vuramadular
)
Meraklı Deve
Genç deve annesine sormus
-”Anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük?”
Anne cevap vermis:
-”Çölde kuma batmamak için.”
Genç deve tekrar sormus:
-”Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermis:
-”Çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye.”
Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus:
-”Bizim niye hörgüçlerimiz var.”
Anne deve sabirla yanitlamis :
-”Çölde çok uzun süre susuz idare edebilme için suyu hörgüçlerimizde depolariz.”
Sonunda dayanamayan genç deve sormus :
-”Peki biz Ankara Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz??”
Erzurum’ daki ilk ayna
Tarihte ilk kez Erzurum’a ayna gelmiş. Adamın birisi aynayı görüp eline almış.
Daha önce hiç kendini aynada görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.
Adam:- ‘Ey gidi gardaşımmm.. Seni bi daha görmekte varmış !
“Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine.nasipte!” demiş.
Karısı bakmış eşi bir şeye sarılıp uyuyor.
Aynaya bakmış bir kadın! ‘Allah belaağı vireee, bu garı da kim?”
Bi boka da benzese’ diyerek feryat figan evden çıkmış, muhtara gitmiş.
Kadın:- Mığdar, benim herif beni bu çirkin garıyla aldatii.’
Muhtar aynaya bakmış. Sonra düşünceli düşünceli:
- ‘Yav bu garıdan çok gavata benziir’!
)
Uyanık Muhabir
Kaza yerinin etrafını polis kordonu ve meraklı bir kalabalık çevirmiştir. Gazetesine iyi bir haber yetiştirmek isteyen muhabir, çemberleri aşamayınca bir kurnazlık düşünerek seslenir:
-Yol verin! Yol verin! Ben kaza kurbanının oğluyum! Yol verirler, muhabir yaklaşır. Bir de bakar ki; arabanın önünde bir eşek cansız yatmaktadır.


(Ortalama : 3,78, Toplam 106 oy)
